Sözün baş harfi
13587 sonuç
DEYİM
... azmanı
...'nın çok gelişmişi, iri yapılısı.
DEYİM
... bir hâl almak (hâle girmek)
... bir duruma gelmek: Hastalık tehlikeli bir hâl aldı.
DEYİM
... canlısı
... düşkünü.
DEYİM
... demeye getirmek
doğrudan söylemeyip dolayısıyla anlatmak: 'Hadi, sedirin önünde tepsiyi elimden sen al, demeye getiriyormuş.' - A. Ağaoğlu.
DEYİM
... demeye kalmamak
söylemeye, yapmaya fırsat olmamak: İşimiz bitiyor demeye kalmadı, herkes ayağa kalktı.
DEYİM
... durumuna düşmek
şartları kötüleşmek.
DEYİM
... durumunda olmak (bulunmak)
zorunluluğunda olmak.
DEYİM
... duygusu uyandırmak
bir duygu oluşturmak: 'Bu çeşit mülahazalar bizde ancak bir isyan duygusu uyandırabilirdi.' - Y. K. Karaosmanoğlu.
DEYİM
... elinden çıkmak
biri tarafından yapıldığı belli olmak: 'Giysi belli oldu, çok kaliteli, çok iyi terzi elinden çıkmış.' - M. İzgü.
DEYİM
... fırın ekmek yemesi lazım
'bir duruma erişmek için pek çok emek vermesi, çalışması gerekir' anlamında kullanılan bir söz: Onun usta olması için daha beş fırın ekmek yemesi lazım.